Maksat Adam öldürmek değil Maksat muhabbet! (Pubg)


Son 2-3 aydır Pubg oynuyorum. Başlarda fena bağımlısı olmuştum ama çok şükür artık zorda olsa kendimi kontrol etmeyi başardım. Belli saatler dışında öyle her gittiğim yerde kendimi ortamdan soyutlayıp oyuna kaptırmıyorum.

Yaşadığımız sıkıntılar ve günden güne bulunduğum ülkede yalnızlaşıyor olmamız, buradaki hayatımızın cazibesini gölgeliyor. En yalın ifade ile yalnızlaşıyoruz. Ben, eşim, çocuklarım tam anlamıyla yalnızlaşıyoruz. Her gün birer ikişer umutlarıyla birlikte buraya gelenlerin umutlarını bırakarak buradan uzaklaşmasıyla bizde umutlarımızı yitiriyoruz. Tutunamayanların günden güne arttığı bu ülkede biz tutunmaya çalışanların sayısı artık ellerimizin parmaklarıyla sayılacak kadar az. Okumaya devam et

Reklamlar

Bir seçim yapmalısın


kendini sevBu hayatta şikayet ettiğin ne varsa sebebi sensin. Sen ve senin gibiler…
Hayatta sadece kendini düşünen sadece kendine acıyan, kendin ve kendin gibi düşünenlerin dertlerinden başka kimsenin dertlerine hayatında yer vermeyecek kadar bencil olman, seni herşeyden şikayet eder bir insan yapıyor. Kendini bu dünyanın merkezine koydukça kendine fazla değer biçtikçe şikayetlerin artıyor. Neden mi? Okumaya devam et

Ah O İflah Olmaz Mesaj Verme Kaygımız 2 -Türkçe Olimpiyatları, Selam Filmi-


Gelelim iğneyi kendimize batırma kısmına. Öncelikle eğer bu yazının ilki olan Ah o iflah olmaz Mesaj verme kaygımız “Ayla” filmi üzerine yazısını okumadıysanız önce o yazıyı okuyun öyle devam edelim.

Ben öyle ortadan yazacak biri değilim. Yıllarca hizmet hareketinin içinde olup yaşanan süreçte eline kalem alırken harekete 3. şahıs muamelesi yapanlardan da değilim. Bizzat aidiyet hissettiğim ve bunu inkar da etmeyecek olan biri olarak kaleme alıyorum bu yazıyı. İğneyi batırırken ağbiler tepedekiler vs. değil eleştirdiğim. Bu iğne beni de acıtacak acıtıyor.

İflah olmaz mesaj verme kaygısıyla bu hareketin ne ilgisi var dersek. Yazının ilkinde Ayla filmi üzerinden mesaj verme kaygısıyla yapılan hatalardan bahsettim. Bu hataları maalesef bu hareketin aktivistleri olan bizlerde fazlasıyla yaptık.

selam

Geçmişte  bu hareket gerek sanatsal aktivitelerinde gerekse yapmış olduğu çeşitli organizasyonlarında, Selam filminde, Eşrefpaşalılarda hatta Sürgün İnek filminde bile Türkçe olimpiyatlarında, Naat gecelerinde Kutlu doğum programlarında sürekli mesaj verme kaygısını taşıdı. Bunu o kadar amatörce yaptı ki profesyönel işler bu amatör ruha kurban edildi. Amatör ruhla profesyonel iş mantığı bir yere kadar güzel ama amatör ruhla amatörce iş yaparsan ortaya çok itici ürünler ortaya çıkıyor.

Bakın bir yere varmak adına bir örnek vericem. Okumaya devam et

Afilli Mesajlar


İnsanın içinden birşey yapmak gelmiyorsa, Her yanını üşengeçlik ve kabz hali sarmışsa ne yapılabilir ki onu harekete geçirmek için. Hepimiz mesaj verme derdi içinde yanarken kim mesajlarımızdan ders  alıyor acaba?  Bu kadar vericinin olduğu yerde alıcı var mıdır merak ediyorum.

Hızla yok oluyor kendimizi tüketiyoruz. En kötüsüde zamanımızı tüketiyor ama birşey üretmiyoruz. Yazdıklarımızın hepsi biraz daha like alabilmek için. Kendimiz değil başkaları beğensin diye yaşıyoruz. Mutluluğumuzu başkalarının beğenisine  satıyoruz. Onuda vahşice tüketiyoruz. Doyumsuzluk ve tatminsizlik yüzünden donuklaşmış bir bakış kazanıyoruz. Sonra ne mi oluyor. Kalabalıklar içinde yalnızlıktan şikayet ediyoruz. Her gün 100 kişiyle aynı otobüsü paylaşıyor ama organik olan kişilerle sohbet etmek yerine bir ekrana kendimizi hapsediyor onunla dertleşiyor onunla tatmin oluyoruz. Yazık oluyor geçen zamana artık düşünce de üretemiyoruz. Ürettiğimiz herşey bencilliğimiz için, daha çok kendini ön plana çıkarma, daha çok kendini tatmin etmek için.

En son ne zaman, hangi arkadaşınızın gözlerinin içine baka baka uzun uzadıya sohbet ettiniz.

13 dakika ve günde 78 kez

Türkiyede yapılan araştırmaya göre her 13 dakikada bir telefonumuza bakmaktan kendimizi alamıyormuşuz. Buda günde ortalama 78 keze tekabül ediyor. Peki ama neden? 13 dakika içinde en fazla ne olabilir ki. 3. dünya savaşı mı çıkabilir, Bir yerlerde atom bombası mı patlayabilir. Kendimize dahi ait olmayan elalemin gündemlerine bu kadar bağlanıp onları takip edicez diye kaçırdığımız hayatın farkında mıyız.

Hani hepimiz ölücez ya. Bu bir klişedir hani. Hepimiz ölücez. Ama o hayatı tekrar yaşamıcaz. Reenkarnasyon yok. Hayatı geri alamayız. Boş işlerle zaman öldürmek için gelmedik bu dünyaya. Ömür sermayesini elimize bir gram dahi birşey vermeyecek likelara heba etmek ne kadar doğru bir yatırım acaba. Beğenilmek için beğenmeyi mi öğrenmek gerek acaba. Anı yaşamak gerek kaydetmek değil. O an yaşadığın andır kıymetli olan kaydedip sonradan izlediğinde aynı tadı alabilecek misin acaba? Yaşadığımız güzellikleri bile başkalarının beğenisine kurban edip tatsız tuzsuz şeylere dönüştürüyoruz.

Kendimize yazık ediyoruz.

Ah O İflah Olmaz Mesaj Verme Sevdamız “Ayla” Filmi Üzerine


Ayla17

Aslında bu yazıyı 2 ay önce kaleme alacaktım. Araya bir sürü şey girdi. O yüzden sıra gelmedi. Ama gözüme o kadar batmıştı ki ne olursa olsun atlamamalı ve yazmalıyım dedim. Ha bugün ha yarın derken kısmet bugüneymiş. Ayla filmini izledim 2 ay önce, oscar aday filmimizmiş. Beklentide yüksekmiş. Bende o motivasyonla izledim eşimle beraber.  Okumaya devam et

Çukurun İçinde Boğulmak


Birkaç gündür gözüm hep youtube’ta. Acaba  yeni bir video yayınlarlar mı? Bir haber bir klip te olur. Vartolu, Yamaç, İdris Baba. Sosyal farkın dalık mesajı da olur mesela. Herhangi bir şey, yeterki kafamı meşgul edebilsin. Sonra biraz durdum neden bir anda Çukur’a böyle açlık derecesinde ihtiyaç duydunm Adeta Çukurda boğulmak istiyorum. Ama neden şimdi?

cukur

Dizi izlemeyi seven biri olarak en son Ezel’in yeni sezonlarını beklerken sabırsızlandığımı biliyorum ama onun nedeni belliydi.  Allah var şimdi Ezel’in senaryosu, -her bölümde izleyiciyi heyecanlandırma yeteneği, vay o. çocukları dedirtebilmesi – karakter oyuncularının kalitesinin yanından hiçbir dizi geçemez. Hala Youtube ta Ramiz Karaeski replikleri izlenir. Bugüne kadar da Ezelden sonra Ezel gibi orjinal bir dizi gelmedi sonrası hep kötü taklit. Çukur da Ezel’in yanından geçemez ama nispeten karakter oyuncuları Ezel kadar olmasa da fena değiller ama nedir beni bu kadar yeni sezon için sabırsızlandıran? Tabii ki müthiş kafa dağıtabilme özelliği. İzliyorsunuz bir bölüm ooh kafa bir milyon.

Ondan sonra benzin 6 lira olmuş banane! ben zaten hep 50 tl lik alıyorum!
Dolar 4.80 olmuş neyime ben alışverişimi tl ile yapıyorum!
Köprüye zam gelmiş doğalgaza zam gelmiş, Devletlüm saray yaptırmış yeni makam aracı almış kim takar bunları. Okumaya devam et

Denizdeki Küçük Balık


Bir zamanlar denizlerin derinlerinde küçük bir balık yaşarmış. Kendisini çok yalnız hissediyormuş. Neredeyse hiç arkadaşı yokmuş. Küçük balık büyük balıklardan kendini korumak için Denizlerin en karanlık en sakin yerlerinde yaşar Deniz diplerindeki küçük kurtçuklarla beslenirmiş. balıkAnne ve babası o daha minicik bir larvayken onu terk etmişler. Kardeşlerinin hemen hepsi daha larvayken büyük balıklara yem olmuş.

Küçük balık hayatta kalmak için… Okumaya devam et